Sen Elanor
Bir Rum meyhanesinde raks ederken görmüştüm seni.
Ucuz şarap , tatsız mezeler ve kırılan kalpler ortasında
Bir yolculuğumuz olabilirdi seninle
Çıkıp yolların en kıvrımlı virajlarında
Vitesi boşa almadan sürmek vardı 74 model arabamızı
Sen Elanor
Kızıl saçlı peri
O kızıllığın ortasında masmavi gökyüzü olur gözlerin
Ellerin pamuk tenin buğday tarlası
Ah Elanor
Ah ince bellim
Günebakanlar kıskanırdı güneş en çok seni kucaklıyor diye
Ebemkuşağının en sıcak renklerinde kokunu gizlerdi doğanın tüm gizli kalmış güzellikleri.
Ucu bucağı olmayan Trakyanın düz ovalarında başlayıp
Maki coğrafyasına kadar sevebilirdim seni
Dört mevsim, yedi iklimde
Sonunu düşünmeden sona varmadan üstelik
Sen Elanor
Korkusuz sevgilim
Bileklerin vardı incecik çıt desem kırılacak
O bileklerinle kıskandırırdın Sultanahmet meydanındaki her bir güvercini
Yolculuğumuz olabilirdi seninle biliyor musun Elanor
Alnından ayak parmaklarına kadar öpedebilirdim seni
Öyle hiç usanmadan hiç bıkmadan
Gördüğümüz zaman başı alaburus tıraşlı üç beş yetim
Mutlaka
sıvazlardık sırtını
Biliyorum Elanor, biliyorum
Merhametin de yüreğin kadar büyük
– Şaşılacak şey değil gerçeği bu zaten –
Sen Elanor bir anne kuşun yavrularını ağzıyla doyurduğu kadar güzelsin
Bense onları avlayabilecek kadar zalim .
Şimdi başım Küpe dağı kadar dik
Gönlüm onun etekleri kadar engin
Ve sözlerim senin denizine dökülen nehirler kadar sakin
Şimdi Elanor tam da şu an
Alıp yanıma seni çıkıp gitmek vardı senli cennetlerin en dibine…

Paylaş
Önceki İçerikSevgili Dost 5 (Mektup)
Sonraki İçerikUNUTULMAZ