Sevgili dost,
Gözlerimi her kapattığımda onu son gördüğüm zamanı hatırlamaya çalışıyorum ve çoğu zaman bulaşık suyu gibi bulanık bir anıyla yüzleşiyorum, çünkü o anda sonuncusu olacağını bilmiyordum. Her şey kaybolduktan sonra, hangi noktada daha fazla zaman kaybettiğimi düşünüyorum… Bir gün beklemek de acı veriyor bir gün unutacağını bilmek de… Ama şimdi beklemek, unutmak isteyip istemediğini bilemediğinde en kötü acıyı beraberinde getiriyor. Ellerimdeki çizgilere bakıyorum ve aklımdan şunlar geçiyor: “Benden ne istiyorsun? Oturup hiçbir şey yapmadan kalbimi burkmana izin vermemi mi? “ Her an göz kırpışlarımda bana nişan alan o zehirli anılarımızı görebiliyorum. Her anı beni biraz daha sana sürüklüyor içimde… Sakın düşünme, dağları büyüttüm var olan gücümle iyileşmeye çalışıyorum.. Gözlerimi kapattım ve o karanlık odada bir yol açabildim. İçimde hâlâ o evreni hissediyorum. Bu yüzden var olan dünya beni tatmin etmiyor… İçimde umutlarımı yolan deniz krallıkları ile karşılaşıyorum. Tanıyamadığım kendimle aslında aylarca yağmurların, okyanusların getirdiği dalgaların altında anılarımızı, acılarımızı hiç kurumayan o toprağın altına gömüyorum orada; kendimle birlikte… Yağmurlar yağdı durdu, ayrılıklar içinde kılım kıpırdamadı diyemem, el salladım kendime… Kirli olan her şey yıkanıyordu… dur dur gitme zararın neresinden dönsen kârdır diyordum… yağmur yağdı durdu. Çok kesin sınırlarla, hiç çözülmez zamanlarda önce ben kaybettim… Çok mu korkulu, sancılı, rutubetli gözlerle? Çok mu ağladı yüzüm? Çok mu bulanık anılar? Çok mu yüksek duvarlar ? Çoktan mı kaybettik?
Söylesene bana…

Paylaş
Önceki İçerikKendine İyi Bak
Sonraki İçerikELANOR