Sevgili dost,
Bugün günlerden, sadece merak ediyorum. Bazen sahilde uzanıp gelgit beni denize sürükledikten sonra okyanusun akıntıları tarafından nereye taşınacağımı merak ediyorum. Bir balık ağına takılmadan ya da kayıkçılar tarafından bulunmadan, dalgaların dışına çıkmadan önce, orkinosun köpüğünden, yüzey döküm gölgelerinin dalgalarımın derinliklerinde ne kadar uzun süre kalacağım? Bulunursam beni tanıyan var mı? Ben hiç bulunabilir miyim?

Belki, bunun yerine, aşağı doğru, derinlere doğru sürüklenirdim. Karanlıkta bir süre yüzerdim, fenerlerin parıldayan yıldızları gibi parıldayan siyah boşlukta beni sarar ve akciğerlerimi doldururdu. Suya asılırdım, etrafım açık bir ışık gösterisi, maviler ve pembeler ve geniş ve karanlık bir arka plana karşı parıldayan kızıllar. Kemiklerim nerede dinlenirdi? Belki de kumun karanlık bir yaması üzerinde, insan gözü tarafından görünmez, sadece kâbustan, derinlerin diğer dünya yaratıklarından göreceğim. Ya da, belki de, büyük bir mercan kayalığı içinde bir çıkıntının altında yuvalanmış, ışık ve renklerle yıkanmış, gelişen bir ekosistemde görkemli, zarif bir hayatla çevrelenmiş, mercan benim üzerimde büyüyene kadar, ve resifin bir parçası haline geldim. Ya da, karaya taşınırım, bir miktar akıntıyla karaya taşınırım, güzel, geniş, çalkantılı bir deniz tarafından bilinmeyen bir sebepten ötürü bir kez daha eve götürülürüm.

Tabii bunlar paralel gerçekliğimin yaşanışları ve benim buhranlı hallerimin çalkantıları. Belki bunlar yerine seninle sahilde çekirdek çitlemeyi hayal edebiliriz. Hep özlemle…