Ahh, be adam!
Bir kez görsem seni, sadece bir kez.
Dokunsam sana…
Omzuma vursan, ”Evlat” desen!
Gelsen yine, kısacık bir vaktimi alsan.
Sonra ben de bütün vakitlerimi seni düşünerek harcasam…
Bir rakı sofrası kursak, içmeyi öğretsen bana.
Bir sohbet etsek, konuşmayı öğretsen…

Ah…
Ne güzelsin sen
Ve düşlerin…

Gelsen bir kez, deniz gözlerinde kaybolsam.
Büyülesen beni, ayılmasam bir daha.
Yıllar önceki gibi, geçsen bu sokaklardan,
Gülsen yine, umutla…
Gelsen de, kurtarsan bizi kokmuş karanlığımızdan.

Ata’m!
Yozlaştırıyorlar seni, ben hep anımsıyorum ama.
İnsan hiç, babasını unutur mu?
Peki adam, insan hiç görmediği birini özler mi?
Özler tabi Ata’m, özler!
Ben özlüyorum seni.
Keşke bir daha desen ”Geldikleri gibi giderler!” diye,
Keşke bir daha emretsen ölmeyi
Keşke…

Öpsem ellerinden, dokunsam, koklasam…
Biliyorum, dünyadaki en güzel çiçekten bile daha güzel kokuyorsun.
Biliyorum, gözlerin daha mavi!
Rüyamda gördüm, çok güzel gülüyorsun be adam!

Her yağmur damlasında hissediyorum bakışlarını
Her bahar anımsıyorum bütün çabalarını
Seninle büyüyorum her geçen gün

Hani ölüm ebediyettir ya
Seninki bambaşka bir sonsuzluk…

Ata’m,
Ben seni daha kimlere anlatayım?
Kimlerle dillendireyim adını?
Hangi sofralar ithaf etsin sana
Tarihine, yaşamına?
Ben seni kimlerle özleyeyim?

Sahi nasıl bir özlem yaraşır sana?
Nasıl layık olurum senin önderliğinde yaşamaya?

Ata’m,
Seni çok özlüyorum…

Masmavi bakışlarını,
Efsuni gülüşünü,
Muhterem ellerini,
Emin adımlarını, fikirlerini, kararlarını,

Seni…
Ve sana ait olan her şeyi
Çok özlüyorum…
Ata’m, güzel uyu olur mu?

Gülin Demir