Aynı pencere, aynı manzara, aynı bakış;
Başka his, başka düşünce, başka görüş…
Başkalaşmak! Ne tuhaf…
Değişiyor şartlar, dünya ile birlikte; istesen de aynı kalamıyorsun.
Geçmişteki sen saçma geliyor şimdiki sana.
Yaptıklarını ve yapamadıklarını sorguluyorsun; doğrularını, yanlışlarını ve boş verişlerini!
Kavrayamıyorsun…
Nasıl değiştiğini bile anlamadan kendi değişimine şaşırıyorsun.
Yazdıkların mesela; şiirlerin, notların, günlüğün…
Yıllar sonra alıp götürüyor seni o anki duygulara.
Tepkilerini sorguluyorsun; nedenlerini, sonuçlarını…
Mutlu oluyoruz, büyüyoruz; hüzünleniyoruz, büyüyoruz…
Her şartta ve her koşulda büyüyoruz, eğer hâlâ yaşıyorsak…
Biz büyüdükçe düşlerimiz küçülüyor, kendimize dönüp baktığımızda artık orada göremiyoruz.
Ama her büyümede yeni tecrübeler ekleniyor hayatımıza, eklendikçe ağırlaşıyoruz.
Bu yüzden yavaş kalıyoruz, hızlı davranmamız gereken yerde…
Ve bu yüzden hızlı davrandık geçmişimizde, ağırdan alacağımız yere!
Tutturamıyoruz dengeyi, mutlaka bir eksiklik buluyoruz kendimizde.
Her ne kadar eksik olsak da tamamlıyor bizi zaman, akıp gittiği zaman.
Tekâmül…
Ne güzel bir kelime!

Paylaş
Önceki İçerikAHLAT AĞACI
Sonraki İçerikMüptezel