Beklediğiniz ama bir türlü gelmeyen birisi var mı? Birden çıkıp gelmesini istediğiniz. Filmlerde izlediğiniz veya kitaplarda okuduğunuz gibi başlamasını istediğiniz birisi.
Bilin ki; O geldi, gördü ve vazgeçti. Beklemeyin.

Uzaklaşmak…

Sıradan ve her gün bir önceki günün tekrarıymış gibi gelen hayattan uzaklaşmak.

Düşüncelerden…

Somutlaştırılamayan ve sonsuza dek beyninizin içinde kalacakmış gibi hissettiğiniz düşüncelerden uzaklaşmak.

Ve insanlardan…

Sevdiğiniz, sevebileceğiniz, bir ömrü beraber geçirdiğiniz insanlardan uzaklaşmak.

Cesaret ister! Alıp başını gitmek, bir karar vermek ve verdiğin karara uyabilmek, cesaret ister. Hatta o kadar cesur olmalısınız ki, uzaklaşmak ile vazgeçmek arasındaki ince çizgide yürümeyi göze alabilmelisiniz. Her an, çizginin diğer tarafına geçebileceğinizi ve uzaklaştıklarınızdan bir gün vazgeçebileceğinizi bilmelisiniz.

Araya koyduğunuz mesafeler iyi gelmeyebilir, hatta zamanla geri dönmekte isteyebilirsiniz ama cesur olmalısınız ve başarmak için öncelikle uzaklaşmalısınız.

Bu hayat; korkak insanlarla dolu bir çembere benziyor.

İçerisinde sıkışıp kaldığımız ve sürekli aynı sınarlar içerisinde dönüp durduğumuz bir çember. Üstelik korkakların çoğunlukta olduğu bir çember. Korkularını bize bulaştırmaya çalışan, cesurmuş gibi görünen ama bir adım bile ileriye gidemeyen insanlar ve insan taklidi yapanlarla dolu bir çember.

Birçok şey planladığımız gibi olmayabilir, hatta hiçbir şey planladığımız gibi olmayabilir. Ne yapmamız gerekiyor? Vazgeçmek mi? Tekrara düşüp, düştüğün yerden kalk ve baştan başla klişesine uymak mı? Hayır… Uzaklaşmak gerekiyor. Olmuyorsa olmuyordur işte, yenisini denemek, başka yoldan gitmek ve bazen de vazgeçmek gerek.

Mustafa Kemal Atatürk; Osmanlıdan vazgeçmiş.
Suat Derviş; 4 evlilik yapmış ve her ayrılığında bir adım ileriye gitmiş.
Nazım Hikmet; Defalarca âşık olmuş ve defalarca vazgeçmiş. Entelektüel bir hayatı öteleyip, gönüllü olarak cepheye gitmiş.
Sakıp Sabancı, Karl Marx, George Orwell, İsmet İnönü, Sabahattin Ali, Halide Edip Adıvar…

Hepsi cesur, vazgeçmiş ve bedel ödemiş kişiler. Bildiğimiz veya bilmediğimiz milyonlarca cesur daha var, çemberin dışına çıkan, bedel ödeyen ve başaran cesurlar.

Kalıplaşmış toplumsal düşüncelere uyum sağlıyor ve yalnızlıktan korkuyorsunuz, korkamayın. Yalnızlık cesaret ister, düşündürür, çalıştırır, güç verir… Korkmadığınız zaman, göreceksiniz gerçek yalnız olmadığınızı.

Hedeflere ulaşmak, düşünceleri gerçekleştirmek, başarmak ve hayaller… Bunların hiç biri kolay değil ama olmayınca da olmuyor.

Kim çiziyor bu sınırları, toplumsal kuralları kim belirliyor, neden birbirimize uymak ve aynıymışız gibi yaşamak zorundayız. Ah şu din… Ahlak… Ve benciller. İyi ki geldi aklıma benciller. Kendisinden başka hiç kimseyi düşünmeyen ve etrafında olmayan hiçbir olaya kafa yormayan benciller. Ölüm ne kadar uzak gelse de, güzel bir gerçek.

Şu an; yaşadığınız hayat, sizi çemberin dışına çıkaracak, hayallerinize ulaştıracak ve başarmanızı sağlayacak bir hayat mı, Yoksa aynı sınırlar içerisinde dönerek ölüp gideceğiniz, unutulacağınız bir hayat mı?

Çemberin içerisinde kalıp huzurlu yaşamak hiçbir zaman başarı olarak kabul edilmeyecek ve öldükten sonra adınız hiçbir metinde geçmeyecek. Yıllar sonra ne çınar dikecekler mezarınızın başına, ne de yazacaklar sayfalarca.

Her şey daha önce yazıldı, her kitaptan, filmden, hayattan mutlaka bir tane daha var. Yaptığımız iş mutlaka ilk veya ikinci baskı olacak ama yine de yapmak gerek. Tabii, unutmamalıyız ki olmuyorsa da olmuyordur, önemli olan mücadele etmek.
Beklemeyin.

CEVAP VER