Buğulu Kış

Bir kış akşamı oturmakta öylece
Vurdum duymaz halleriyle süslü bir adam.
Korkusuz görünüyor,deliler gibi konuşarak aynalarla
Ayna yok
Çerçeveler çıplak.
Küçük bir adam,
Duvardan kendisini seyre dalmakta
Gözüne bir fotoğraf takılıyor.
Sokakta sobanın ateşinden daha büyük yanıklar
Ölü insanlar ısınmak için sığınmış kara ceketlerine
Ceketleri geceden de kara
Kendileri sadece ölü…

Ve geçiyor karanlık yollardan bir çocuk
Eriterek tüm karları
Dehşetle bakan gözleri
Aydınlatmıştı oradaki görünmeyen yüzleri.
Vakit geçtikçe donuyor gözleri
Elleri, gökyüzünü saran elleri üşümeye başlıyor.
Caddeyi tamamlayan insanlar sadece bakıyordu ona,
Bir tabeladan farksız
Cansız,duygusuz
İnsan olarak bilinmekten öteye gidememişler
Bilmiyorlardı sevgiyle bakmayı…
“Onların adına üzgünüm çocuk”dedi.
Buğulu pencereden seyreden.
Kucağında taşırmış gibi başını
Sokuluyor bedenine.
İnsanlar yaslanmış küf kokan duvarlara
Bakmaya devam ediyor buğulu pencereden seyreden.

Bir iki geçiyor vakit
Çocuk siyah bir görüntü oluyor
Sessizliğe gömülüyor şehir
Sokak lambaları sönmeye başlıyor.
İki sevgili gibi
Karanlığa iyice sarılıyor gece
En çok bu kış akşamına yakışmamıştı aşkları
Kahretsin gece hiçbir zaman karanlıktan vazgeçemeyecekti…

Ve buğulu pencereye bir perde asıldı
Adam”üzgünüm çocuk”dedi.
Çocuk bir güvercin, göğe yükselen
Adam, buğulu pencereden hep seyreden.

Paylaş
Önceki İçerikKIRIK
Sonraki İçerikBırakma Kimselere