Ölerek Şiir Yazmak

Bir hikayem var çocuklar. Üçüncü sınıf yazarların uydurduğu acınası aşk öyküsü değil bu, Nazım’ın ümitli şiirlerinden devşirilmiş yaşam bildirisi.
Ölüm üzerine ne düşünürsünüz bilemem. Ancak, kesin bir şey var ki, bazı ölümler yaşamla kıyaslanmayacak denli değerli. İnsan; ölümüyle toprağa, çiçeğe, üstünden geçecek kuşa, böceğe, dünyada var olmuş ve var olacak her nesneye şiir yazarak ölebilir mi? Şairler dışında hayır. Ancak geçtiğimiz bir hafta içinde böyle bir ölüme tanık oldum dostlar.
İsmini vermem doğru olmaz sanırım, kara elmas diyarı gözleriyle dünyaya güzellik katan bir kız T. Henüz on altısında. İbni Haldun’un “Coğrafya kaderdir.” sözünü kanıtlar gibi coğrafyasının hastalığını taşımış. Akdeniz Anemisi. Yani Talasemi. Milyonlarca nesneye yaşam sunan Akdeniz’in kesif sarısı, bu kez T.’nin yüzünde hüzne sebep olmuş. Henüz iki yaşındayken ikiz kardeşini aynı hastalıktan kaybetmiş. Fakat bu dirim savaşında önüne düşen gölgeye asla basmadan dimdik yürümüş. Dikkat çeken resim yeteneğiyle sergilerde yer almış, resimleri beğenilmiş. Sanatçı yüreği elbette, aşksız yapamaz. Lisede M. ile arkadaş olmuşlar. Çocuk evlenmek istemiş fakat T., kadın dirayeti ve gerçekçiliğiyle buna engel olmuş ama arkadaşlıkları devam etmiş.
Karne günü geç gittiği için karnesini almayıp dolaşmak istemiş arkadaşlarıyla. Fenalaşınca tek başına hastaneye gitmiş.
T.’yi geçen hafta kaybettik dostlar. On altısında, Talasemiden. Karnesini göremeden, sanatçı yüreğiyle bir kızımızı yitirdik. Arkadaşı M. cenazeye geldiğinde onun da lösemi olduğunu öğrendi herkes. Az ömrü olduğunu. Yani iki yitik ömrü birleştirip yaşatmak için evlenmek istemiş M. aslında. Kız arkadaşının öldüğünü öğrenince yemek yemeyip ilaç kullanmamakta direterek o da gitmek istemiş dünyadan. İkna etmişler.
Bir gün o da yıldızlara karışacak. Biliyor bunu. Ama yüzünden direnişin, ümidin izi silinmeyecek hiçbir zaman. Yitip giden bütün güzel çocuklara selam olsun.

Bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.
Bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
Şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya
“Yaşadım” diyebilmen için…
Nazım HİKMET

Paylaş
Önceki İçerikBaba Demek
Sonraki İçerikDoktora Git !
Yürek işçisi.