Çanlar Kimin İçin Çalıyor Romanında İspanyol Devrimi ve Kadınlar

Fransız İhtilali, Ekim Devrimi ve tarihteki diğer başlıca ayaklanmalarda olduğu gibi, İspanya İç Savaşı’nda da (Guerra Civil Espanola) kadınlar etkin rol oynamışlardır. İspanya İç Savaşı’nı en iyi anlatan edebi eserlerden biri olan Çanlar Kimin İçin Çalıyor, bu kanlı ayaklanmanın incelenmesi için başvurulacak güzel bir kaynak.
Roman, köprü yıkmakla görevli olan cumhuriyet taraftarı Robert Jordan’ın, kendine yardım edecek militanların yanına gitmek üzere yola çıkması ile başlıyor. Savaşın içinde olmasına karşın; aynı zamanda, meydana gelenleri bir tepeden izliyormuş hissi yaratan kitap toplumsal, siyasal ve sosyal olayları kendi içinde irdeliyor.
Romanda iki kadın karakter görüyoruz; Pilar ve Maria. Pilar, belki de savaşın yarattığı sertlikle, toplum tarafından yazılan ve kadınların sadece yardımcı görevlere tutsak edildiği rollere aykırı bir karakter. Zaman zaman yönetimi ele alan, riskli kararlarda insiyatif kullanabilen ve aldığı kararları etrafındakilere kabul ettirebilen bir karakter. Öyle ki, kitapta bu şekilde bir konuşmasına rastlarız:
“…Burada benim sözüm geçer. La Gente’yi duymadın mı? Burada benden başka kimse emir veremez…”
Her ne kadar savaşçı ve duygusallıktan uzak bir yapıda gibi görünse de Pilar, olayların akışı içinde ara sıra kadınsal duygulanımlara izin veriyor. Örneğin;
“Ben çirkinim. Sen İngles, kadınları hiç tanımayan sen. Çirkin bir kadının duygularını bilir misin? Tüm yaşamı boyunca çirkin olmanın, içinden güzel olduğunu duyumsamanın ne demek olduğunu bilir misin? Olağanüstüdür.”
Bu kanlı ayaklanmada faşistlere ve kadını geri plana iten uygulamalara karşı direniş için kurulan kadın örgütleri düşünülürse, kitaptaki Pilar karakterinin bu tür bir oluşum içinden çıkmış olması muhtemeldir. Yine Pilar’ın gelişen olaylar içinde erkeğini (Pablo) güçsüz ve itibarsız görmesi, fikirlerinin korkakça olduğunu belirtmesi, Robert Jordan ile konuşup erkeğini öldürmesini istemesi de karakterin etkinliğini sosyal ve siyasi açıdan ortaya koymaktadır. Bu baskınlık, roman boyunca kadınların lehine olmuştur. Çatışma sırasında, kadınların ne olacağına yönelik bir soruya “… kadınlar yok. Kadınları öldürmeyiz biz. Kadınları niye öldürelim ki?” diye cevap verir.
Maria, cumhuriyet taraftarlarının bir tren baskınında yaralı ele geçirdikleri kadın karakter. İlkel toplumların oluşturduğu ve ne yazık ki günümüzde de süregiden kadına bakışın yansıtıldığı bir karakter olan Maria, gelenekçiliğin izin verdiği ölçüde düşünür ve ona göre hayaller kurar. Fakat Hemingway, ana karakter Robert Jordan’da ortaya koyduğu biçemle, kadını bir iş makinesi, cinsel obje ve erkeğe tabi olarak görmenin dışında, asıl özgürlüğüne kavuşmasını gerektiğini bildirir. Robert Jordan’ın Maria’ya karşı tutumu, genç kızın yaşadığı kaza, ölüm, tecavüz gibi travmaları atlatmasını sağlar ve daha güçlü bir kadın yaratır.
Sonuç olarak İspanya İç Savaşı öncesinde, savaş sırasında ve sonrasında kadınların özgürlük talepleri olmuştur. Kurulan cumhuriyetçi rejimler bu isteklere kısmen yanıt verseler de, daha sonra faşistlerce ele geçirilen yönetim, kadınları gelenekçi yaklaşımla geri plana atmıştır. Romanda da iki farklı karakter, dönemin kadınlara bakışının ve kadın davranışlarının küçük bir kesiti olarak görülebilir.