Yaşamı Değiştirememiş Kitaplar

“Bir kitap okudum, hayatım değişti.” diye başlar Yeni Hayat adlı kitabına pek de tasvip etmediğim yazarlardan Orhan Pamuk. Elbette buna karşın sanatta önyargı olmaması gerektiği bilinciyle hareket edilmeli çünkü; sanatçı, gaipten gelen sesleri anlamlandırabilen kimsedir. Ve anlamlı kelimelere dönüşen seslerin ne zaman insan hayatını değiştireceği belli olmaz.

Sanat, özellikle edebiyat, insan yaşamını değiştirecek en önemli güç bana kalırsa. Örnek verecek olursak; Goethe’nin Genç Werther’in Acıları adlı kitabı yayınlandıktan sonra Almanya’da intiharların artması, Emile Zola’nın Germinal kitabı yayınlandıktan sonra işçi sınıfı hareketinin ses getirmesi. Buna yüzlerce örnek verilebilir. Sadece toplumsal olarak değil, bireysel olarak da etki bırakmışlardır. Sosyal medyada birçok liste bulabilirsiniz buna dair. Benim değinmek istediğim asıl nokta, yaşamı değiştirme şansı bulamamış, yani yok edilmiş, kitaplar. Akla ilk önce yakılan İskenderiye kütüphanesi geliyor. Bilimin bütün dallarına değinen ve belki de hala bilim dünyası tarafından bulunamamış gizlerin olduğu kitaplar, Hristiyan tutuculuğunun hışmına uğramış. Aynı şekilde Moğol İmparatorluğu ve Timur İmparatorluğu özellikle Türk coğrafyası üzerinde yaptıkları barbarca yıkımlarda birçok kütüphaneyi yakmışlar.

Maalesef bu durum sadece işgal, yağma ve din tutuculuğu ile kalmamış. Dönemin hükümdarları kendilerine biat etmeyen bütün yazarları ve bilim insanlarını ya sürgün ederek ya da katlederek toplumdan uzak tutmuşlar. İslam coğrafyasının en ünlü bilginlerinden Ömer Hayyam, yazdığı rubailer yüzünden çoğu kez hükümdar zulmüne maruz kalmıştır. Yasaklanan onlarca eserinden birkaçı günümüze ulaşabilmiş. Ömer Hayyam’ın el yazması rubailerinin Titanik ile battığı biliniyor.

Ancak bilim ve sanat ne kadar gecikse ve engellense de hiç umulmadık bir anda ilkbaharla bitiverir, çiçeklenir ve kendini gösterir. Öyle ki; Türk dünyasının en büyük hümanistlerinden Yunus Emre örneği, sanatın kendini nasıl koruduğunun ispatı gibidir.
Yunus’tan yüz yıl sonra yaşayan Molla Kasım adında devlet görevlisi Yunus’un şiirlerini şeriata aykırı bulur. Üç bin sayfadan oluşan eserin iki bin sayfasını yakıp suya attıktan sonra şu dizelerle karşılaşır:

Derviş Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme,
Seni sigaya çeken bir Molla Kasım gelir.

Bu dizeleri okuyan Molla Kasım, kendisinden yüz yıl önce yaşayan Yunus’un dizelerinde adını görünce şaşkınlıktan ve korkudan ne yapacağını bilemez yakmadığı bin sayfayı saklar.
Rivayete göre; bu yüzden Yunus Emre şiirlerinden binlercesini göklerde melekler, binlercesini denizlerdeki balıklar, kalan binlercesini de insanlar söylermiş.